İnternetin Gizli Hazineleri

Definecilerin buluştuğu blog

www.sansuresansur.org /

Firefox'ta da hiçbir eklenti yüklemeden kullanabileceğimiz bir özellik.
Yapmanız gerekenler çok basit, sırası ile "Araçlar > Seçenekler > Ana sekmesi" altında bulunan açılış sayfamızı görüyoruz.  Burada ana sayfamız olmasını istediğimiz adreslerin arasına | işaretini koymak ve "Tamam"a basmak gerekiyor. Adreslerin yazılışı şöyle olması gerekir:
http://defineavi.blogcu.com|http://nebitr.blogspot.com|http://defineavi.blogspot.com

Yazının ingilizce metni burada.

Not: | işretini "Alt Gr" ile birlikte "-" basarak yapabilirsiniz.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Excel Hazır Formüller

Kasım 5, 2008

Birgün lazım olabilir !

http://www.filefactory.com/file/4125fb/n/formuller_xls

Alternatif


http://rapidshare.com/files/136114743/formuller.xls


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Valla Dayanamadım aldım koydum siteye harika bir derleme mutlaka bi göz atın derim.

ÖĞRENCİLERİN YAZDIĞI İLGİNÇ KOMPOZİSYONLARDAN SEÇMELER


-Niçin Yaramazlık Yapıyorum?...
(Bir öğrenciden öğretmene özürname)

Yaramazlığımın nedenleri şunlardır: Tarih dersini çok sevmediğimden, yerimde duramadığımddan, sözünüzü dinlemeyip sözümde durmadığımdan, söz geçiremediğinizden. Yani kısacası söz ve sizin dediklerinizi dinlemediğimden.. Bu yaramazlıklar bir daha olmayacak vede olmayacağına dair size söz veriyorum. vede bu yaramazlıklarımdan dolayı beni affetmenizi isteyerek sizden çok özür diliyorum. Ve tekrar tekrar özür dileyerek bu yaramazlıklarımın affetmeni istiyorum biliyorum bu yaramazlıkları affetsende affedip eksi vermesenizde içinizde bir eksi kalacaktır, ama galiba yaramazlıklarımı affedeceksiniz. eksi vermesenizde versenizde içinizde bir eksi kalmayacaktır, bunada inanıyorum. Birde şunu söyliyim iki öğretmen arasında en sevdiğim öğretmenler arasındasınız.
Affettiyseniz çok ve çok teşekkür ediyorum eğer affetmediğseniz genede canınız sağ olsun. Ama affettiğinize affedeceğinize kalben inanıyorum lütfen sizde affedin çünkü siz bir öğretmensiniz benden büyük ve bilgilisiniz ufak bir çocuk, inşallah beni anlayacaksınız çünkü dediklerime katılyorsunuzdur.
Vede beniçok iyi anlıyorsunuzdur. Çünkü beni affetmelisiniz ve anlayıp affetmelisiniz. Çünkü görüyorsunuz her lafımda her sözümde her yazıp kullandığım cümlelerde bu sözde de geçtiği gibi affetmeniz için yalvarıyorum ve diyorumki siz büyük bir öğretmensiniz benden çok büyük bir öğretmensiniz ve benden büyük olduğunuz için beni anlayacağınızı söylüyordum ve bundan başka mesela eksi vermemeniz için de çok yalvarıyorum ve affetmeniz içinde çok yalvarıyorum yani kısacası beni affedip eksi vermeyi, son verdiğim sözlere bana güvenmenizi vede güveneceğineze de inanıyorum bakın çünkü iki buçuk sayfa yazı yazmışım bu yazdıklarımı ve emeklerimi harcayıp yazılarımı karşılıksız bırakmayacağınıza da çok eminim. Genede özür dileyerek eksi vermeyip beni affetmenizi istiyorum bu yazdıklarımı karşılıksız bırakmayacaksınız ve buna da eminim.
Affedip eksi vermiyeceksiniz Teşekkür ederim. (Ufuk/Ortaokul-1)

-Yaşadığınız ilginç bir anıyı yazınız.
Bir gün köyden Istanbula geliyordum. Sağ salim İstanbula varmıştık. Otobüsten indim, baktım karşıda bir simitçi... Gevrekte gevrek şimit diye bağranıyor. Tabi benim de karnım acıkmıştı. Elime karnıma attım birde baktım gurulduyor. Elimi cebime attım bir de baktım cüzdanım yok eee!.. Otobüste cüzdanımı çarpmışlar. Ben simitçiye dedimki ya kardeş otobüste beni çarpmışlar, bedavaya bana bir şimit ver gevrek olsun. Şimitçi bana dediki ben senin gibi yalancıları çok gördüm beni kandıramazsın.
Akşam oluyordu. Ne cebimde bir kuruş ne de bir yakınımın adresi var. Bir otele gitsem parayla, trene binip geri köye gitsem bilet parası... Bir kenara kıvrılıp geceyi geçirdim. Sabah olmuş, karnım aç, midem bir yerde bir şey görse hemen bana al, bana al diyor. Bende para yok neyle alayım diyorum.
Günlerden cumaydı. Cuma namazı okunuyordu. Hemen aklıma bir şey geldi. Hemen camiye koştum, imam efendiye derdimi anlattım böyle böyle dedim. Hacı imam efendi, namazı kılalım bir çaresine bakarım dedi. İyi iyi, olur dedim. Namazı kıldık cemaat toplandı ayakkaplarını giydi gitti. Ben hocaya dedimki hocam para topladınızmı. Hoca, eve gidelim bir güzel karnımızı doyuralım dedi. Hoca dediki bir zengin ölmüş, onun tabutunu getirecekler ona bekçilik yap dedi.
Hoca imam efendi tabutu bırakıp gitti, kapıyı da kilitledi. Camlar demirli bir olay olsa kaçamam. Tabutun başında bekledim. Bir oraya bir buraya gidip holta filan attım. Birden TIRAAK! Diye bir ses geldi. Dönüp baktım bir şey yok. Sonra TRAAK! Diye ses yine geldi. Bir baktım ölü tabuttan kalkıyor. Beni camide kovalamaya başladı. Sonra minareye çıktım, minareden aşağı atladım.
Birden uyandım baktımki yataktan düşmüşüm. (Haydar/Ortaokul-1)

-Sakla samanı gelir zamanı
Bir arkadaşımız bir şey isterse vermeyiz ama bir gün kalem veya silgi isteriz. O da bize vermez. Komşusunun oğlu veya kızını okula savacak kitabı yoksa koşusununda varsa vermeli, zamanı o da ona verir. Türkiye Irak’a ödünç silah vermezse Türkiye’de bir savaşa girdiğinde Irak’ın aklına şıpadanak gelir ve Türkiyeye yardım eder. Örneğin spor kulüpleri Trabzonspor Fenerden ödünç para vermesi lazım, vermese bile Fenerin Trabzonspora işi düşer. Zamanı geldiğinde Trabzonda Fenere vermez. Büyük Türk gençleri birbirine bir ev kiralar, zamanı gelince o evi veren büyük Türk gencinin alın terini, emeğini eline koymalıdır.
Bir ailenin ineği hastalanmış veteniren aramaya koyulur. Diğer komşusunun evinde telefon vardır. Telefonu açmaya izin vermez. İnek orada ölür. Aradan yıllar geçer o telefonu açmaya izin vermeyen komşusunun oğlu hastalanır. Aha işte şimdi zamanı geldi. Onun evindeki telefonu bozuldu. Onun evinde telefon var ve telefon açmaya gidemez. Ya işte saklasaydın samanı gelirdi şimdi zamanı. (Kerem/Ortaokul-1)

-Ayağını yorganına göre uzat
Her zaman her yerde dikkatli olmalıyız. Mesela bir yere alışverişe gittik. Neler alacaksak ona göre paramızı almalıyız. Bir yere gittik ve gittiyimiz yerde yorulduk. diyelim ve bir taksiye bindik. gideceğimiz yere geldik ve bir baktıkki para çantasında onbin bile yok. Aha şimdi aba altında sopa yedin kafasız. Taksiciye yalvar yakar, aldırmadı, sürdü gitti. Ta ormanlık yere koydu Etrafta in cin top oynuyor. Başka hiç kimse yok, çare de yok. madem onbin bile yok niye taksiye bindin kafasız. Yorganına göre uzatsana. Başımızı ağaçlara vururuz. Ayağımızı yorganımıza göre uzatsak başımıza bir şey gelmez. (Hümeyra/Ortaokul-1)

-Güneş balçıkla sıvanmaz
Güneş ışınları değdiği yeri kurutur ve çöl haline getirir. Güneşi çahmurla sıvarsak bu delilik olur. Güneş balçıkla sıvanmaz diyorum. Güneş bunca uzakta dünyamızı etkiliyorsa dünyadan çahmur alıp sıvamaya gittiğimizde güneşe yetişmeden çahmur kuruyup toprak olur. ve bizde ölürüz. Eğer güneş çahmurla sıvansaydı çahmur kurur eski halini alırdı, yani yine kururdu diyorum. (Sinan/Lise-1)

-Savaş ve Barış
Barış iyi savaş ise çirkeftir. Savaşın aile içinde, aileler arasında, insanlar arasında ve hayvanlar arasında oluyor. Ama savaş insanlardan kaynaklanıyor.
Bosnada hergün insanlar hep bombalanıyordu. Her yer karman çorman oluyordu. Kadılara haciz yapılyordu. Bebeler aç kalıyordu, maf oluyordu.
Onun için hep tanklardan UN getirilyordu. Hep bu savaş yüzünden. Halbüse savaş pekhala çirkeftir.
Dünyada zaten her pislik insanlardan çıkıyor. Hayvanlara pislik diyorlar. Bana göre dünyada en büyük pisliklerdir. insanlar.
Bir Baş Bakanın parmağı kesilip kanıyor olay oluyorda, bir normal memur kendini caminin minaresinden atıyor olay olmuyor. Bunlar baştan aşağı hepsi yağnış ve çirkeftir. (Ercan/Ortaokul-2)

-Yaşadığınız ilginç bir anıyı yazınız.
Bir gün gölün kenarından geçeçken dört yılan güneşleniyordu hayretle onlara bakarken ağzım açık kaldı. Ağzıma sinek kaçmamasına dikkat ediyordum.
Yılanlardan biri bana yaklaşarak başımızdan çekil dedi. Çekilmeyince yılan beni kovalamaya başladı. Ben dört nala koşarak kaçıyordum. O süratle bir taşa takıldım, düştüm. Kendimden geçmiştim. Uyandığımda kendimi ıssız bir ormanda buldum, biraz yürüdüm. Tilkiyle sansarın boks maçına şahit oldum. maç heyecanlıydı Tilkiden bir sağ bir sol kroşe geldi. Sansar yere yıkıldı. Sonra ayağa kalkarak Tilkinin gözünü şişirdi. Morgöz olan tilki ringden dışarı fırladı. Tilki bayılmış ve maçı kaybetmişti. Sonra yoluma devam ederken kendimi harp alanında buldum. Elime bir tüfek verdiler. Her ateş ettiğimde silahtan köpükler çıkıyordu. Sonra beni tanka bindirdiler. Birden tank çöküverdi. Tanktan inerken ağaca bir yumruk attım. Ağaç yıkılarak kafama düştü ve komaya girmiştim.
Gözümü hastahanede açtım. Meğer yoldan karşıdan karşıya geçerken araba bana çarpmıştı. Gördüğüm ise bir rüyaymış. (Hasan/Ortaokul-2)

-Sakla samanı gelir zamanı
Köyde samanı doğrayıp samanlığa koyarlar. Sonra bir iki yıl sonra o samanı ağırbaşlı hayvanlarımıza yediririz ve onlar da bize gereken ürünleri verirler. Sakladığımız samanı hırsızlar yahut teröristler çalıp çırpıp götürmezse en sonunda bir vakit zamanı gelir. (İlyas/Ortaokul-1)

-Yaşadığınız ilginç bir anıyı yazınız.
Ben yaz tatilinde bir vakit köye gittiydim. Dayımın oğluyla denize girdik. Birde baktık ki kızın biri derede yüzezerken derin yere gelmiş. Boyu kısa olduğundan boğuluyordu. Ben ve dayımın oğlu kızı bir çırpıda kurtarıverdik. Dedimki ona boyun posun kısa be kız topuklu ayakkabıyla yüzsene boyun yetişsin. O aptal şey olacak şeyin kızı bize hakaret etti ve bize azına geleni söyledi. Ertesi gün oraya bir daha gittiğimizde o kız yine oradaydı ve içimden onu suda boğmak gelmişti. Ama haydi işine bak boşver dedim kendime. Böyleliklen kız paçayı atlattı. (Mehmet/Ortaokul-1)

-Sakla samanı gelir zamanı
Yeni bir şey saklayınca zamanı eninde sonunda gelecektir. Saman hayvanların yemeyidir. Çimenlerin kurumasıyla çimenler sararır, saman oluşur. Samanlarda bazı yerlere satılmaya gider ve ordan hayvanlarını alan insanlar samanlarını kiloyla alırlar ve bitince yine alırlar.
Köylerde çok çimenler vardır. Onların kurumasıyla saman oluşur ve oradan imalat yerlerine gider. Gün geçtikçe onlar satılır. Kurban bayramı gelince hayvanlar kesilir ve etleri afiyetle yenir.
Bazı hayvanlar dişi ise onların yavruları olur. Dişi hayvanlar yavrularını emzirirler ve dişi hayvanlar aç kaldıysa ona saman verirler. Hayvanı varsa onu tarlaya getirir, onu gezdirir, tozdurur. Ot yedirirler ve akşam olunca onları yerine getirirler. Onları mışılca uyuturlar.
Örnek 1: Bir gün kadının kocası kaza yapmış ve onunda bir ayanı kesmişler ve ona çok para lazımmış ve kocasına takma ayak takdırçaklarmış hiç bir doktor yapamazmış ve yabancı ülkeden doktor getirmişler ve kadının kocasına takma ayak taktırmışlar ve para kadına çok lazım olmuş.
Atalarımız demişki sakla samanı gelir zamanı. (Selda/Ortaokul-2)

-Savaş ve Barış
İnsanlar dünyaya barış için gelmiştirler, barış dilerim. Bosnada çok savaş oluyor, ama iyi olmasını dilerim. Bosnada çok can kaybı oluyor, ama olmamasını dilerim. Bosnada Anne baba ölüyor, çocuklar yetimhanede kalıyor ve sonunda birbirleriyle karşılaşınca birbirini tanımıyorlar, yetimhanede kalmamalarını dilerim. Bebekler süt bulamıyor, süt bulmalarını dilerim.
Mesela bir filimde izledim. Bir aile turşu suyu için ayrılıyor. Savaşta her tarafta felaket oluyor. Bunların olmamasını dilerim. Savaş yapacaklarına barış dilerim. (Yakup/Ortaokul-1)

-Ayağını yorganına göre uzat
Ayağını yorganına göre uzatırmısın Ayağını çekyata göre uzat. Yani ayağını belirli bir yere kadar uzat. Ayağını yorganına göre uzatmazsan ayagın açık kalır ve ölürsün kendine dikkat ol. Biz kendimize dikkat olmazsak ölürüz, üşütüp güme gideriz.
Nineler kendilerine dikat etmezseler ölürler. Dedelerde bakımsızlıktan ölürler veya açsızlıktan da ölürler. Babanneler de yaşlılıklarından ölürler. Veya kalpten de gider hiç haberleri olmaz. yaşlı babalar kalpten bakımsızlıktan, kansızlıktan da ölebilirler.
Yeni doğmuş bebeklerde mamasızlıktan ölüyorlar. Bir gelin yeni evlenmiş gelin eve gelmiş. Ana ve baba sevincinden ölmüş. Şimdi oniki, onüç, ondört yaşlarında kalpten gidenler oluyor. (Melek/Ortaokul-1)

-Özgürlük
Ademinoğlu insanının özgürlüğü vardır. Bir yeni doğmuş bebeğin bile kendine has fikirleri, özgürlükleri vardır. Ağlaması, açıkması konuşmadan yapabilme istek özgürlüğü ve biçim biçim hakları vardır. Bunlar basit konulardaki özgürlüklerdir.
Bence insan başka hiç bir canlıya benzemez. İnsan bir ineje, bir kediye benzemez. İnsan konuşabilir, inekse möler. İnsan dört ayak üstünde yürüyemez. Fakat kediler yürür. Demekki insan dünyanın en önemli elemanıdır.
Zaten özgürlük olmazsa, haklar olmazsa İstanbul Sudi Arabistandan farksız olur. Mesela Sudi Arabistanda yerden jeton aldın suç, hop kellen gitti. (Yıldız/Ortaokul-2)

-Savaş ve Barış
İnsanlar MÖ: en ufak bir yer için savaş eder ve bir sürü kanlar akar kanlar ziyan olup gider sonra barışlar olur, vergiler ödenir, barış anlaşmasına uymayanlar gene savaşlar yaparlar. Ve bunların sonunda binlerce şehit asker ölür ve şehit mertebesine ulaşırlar. Şehit mertebesi yetmez yine yeni mertebeler için savaşırlar. Bazı köylülerse bir tarlanın en ufak yeri için yahut bir keçi parçası için kavga edip soluğu mahkemede alırlar. Mahkemede iki köylünün arası bulunur ve barış sağlanır. (Adem/Ortaokul-1)

-Savaş ve Barış
Barış iyi savaş ise çirkeftir. Bosnada her gün insanlar hep bombalanıyordu. Her yer karman çorman oluyordu. Onun için tanklarlan UN getirilyordu. UN tankları gelip duruyordu.
Savaş ise çok kötüdür. Bosnada halbüse barış yerine savaş yapılıyor. Halbüse savaş çok ama çok korkunçtur. (Seda/Ortaokul-1)

-Ayağını yorganına göre uzat
Bir insanın ayağı üşümesin yahut karıncalanmasın diye uzatır. Bize soracak olursanız bir adam gece yatınca karlı hava insanın ayağını dondurtur.
Giriş: Adamın kendisine ayağını yorganına göre uzat denen girişlemeye adamın uzatmasıdır.
Gelişme: Adamın ayağını yorganına göre uzatmasında adam kendi isteğiyle bir nedenine varması adamın kendi nedenini söylemesi belki bu olay adamı çok üzmüştür.
Sonuç: Adamın kendine verilen bir nedeni bulmak için adama verilen bir ders verilmesi gereklidir. Çünkü ayağını yorganına göre uzatmalıdır. (Serap/Ortaokul-1)

-Ayağını yorganına göre uzat
Küçükken yorganımız küçük olur. Bu nedenle ayağımızı toplayıp toplayıpyatmalıyız. Ayağımız yorgandan taşarsa üşütüp yataklara düşeriz. Ayaklarımızı toplayıp toplayıp yatarsak hiç bir şey olmaz.
Bu atasözü başka anlamlarda da olabilir. mesela ayağını yorganına göre deyil de defterini yazabildiğin kadar aç gibidir. Ayağını yorganına göre uzatmazsan kötü ve acil durumlara düşebiliriz. Ayağın yorgandan dışarı kalırsa üşüyebilir veya sivrisinek ısırır. (Erdinç/Ortaokul-1)

-Savaş ve Barış
Barış bizi sevdiklerimize ulaştıran bir köprüdür. Savaşın getirdiği musuzluk, sevgisizlik... Bu olayları düşünmek bile korkunç. Bu yüzden savaşın olmadıgı bir yerde yaşamak ne güzel.
Barışın sevginin, mululuğun oldugu bir yer olsa, insanlar hep birbirleriyle yardımlaşsa, birbirleriyle kucaklaşsa, bu sevgiyi kimse bölmezse... Birlik ve beraberlik bozulmazsa ve sevgiyle beraberliğin bozulmayacağını bilseler. Düyadaki mutluluğu kimsenin bozmayacağını anlasalar keske... (Seda/Ortaokul-1)

-Eğitim ve İnsan
Eğitim bence insanların davranışlarını düzeltme yeridir, yaramazlık yuvası değildir. İnsanların bazıları okulu bir eğitim yuvası değil de yaramazlık yapma yuvası olarak görüyorlar. Öğretmenlerimiz onları dövüpte yaramazlık yuvalarını başlarına yıkınca kızıverirler. Daha da düşüncem varda toparlayamadım. (Gülcan/Ortaokul-2)

OKULDA ÖĞRENCİLERE UYGULANAN DOLDURMALI ANKETLERDEKİ İLGİNÇ YANITLARDAN SEÇMELER...

Ben...bir büyücü olsaydım zamanı durdururdum ve çevreyi yaşanır hale getirirdim. Sapla samanı ayırıpda her şey tam olunca tekrar zamanı kaldığı yerden devam ettirirdim.
Ben... küçükken çok yaramaz ve çapkınmışım.
Ben... küçükken çok küçüktüm.
Ben... küçükken çok küçüktüm.
Ben... küçükken çok deli bir kızmışım.
Ben... Bilemiyecem.
Ben... çirkin ve h... gözlü bir insanım.
Ben... her zaman, ama her zaman erkeyim.
Ben... büyüyünce ADAM olacağım. -bir kız-
Ben... çok yakışıklı ve seksi biriyim. Ama beni kimse takmıyor.
Benim en iyi... HEPSİ ÖĞRETMENİM. Bana göre okul... un düzeni bozuk.
Bana göre okul... çok yararlı ve faydalı bir yerdir. Ayrıca kız bakımından da faydalı bir şey.
Ben... hayvanları çok seviyorum. Özellikle tavuk kızartmasına bayılırım.
Arkadaşlar... kavga etmeyin!
Arkadaşlar... her zaman kötü arkadaşlardan iyidir.
Eskiden... İnsanlar cahil ve pasaklıydı.
Eskiden... çok güzel günler yaşıyordum. bu sıralar çok mutsuzum. Bütün dünya habire üstüme gelip gelip duruyor.
Elimden gelseydi... Bir öğretmen dö... ama olmazki.
Elimden gelseydi... herkese yardım eder, ardıma koymazdım.
Elimden gelseydi... Eğitimi egitirdim.
Elimden gelseydi... Milli Eğitim bakanını deyiştirirdim ve onu kuytu bir köşeye oturturdum.
Elimden gelseydi... Fen öğretmenini okuldan kovardım. Sonra okul müdürünü de okul dışı ederdim. Böylece okulumuzu mis gibi yapardım.
Başkalarına göre ben... möyüm!..
Tahsilimi bitirirsem... Nerde?..
Tahsilimi bitirirsem... bol bol ense yapacam.
En korktuğum şey... bazı hayvanlar.. örneğin NİHAT, YAVUZ gibiler.
Kurtulmak istediğim şey... o hariç her şey.
Kurtulmak istediğim şey... bir şeyi bırakmam, ama söylemem...
En korktuğum şey... Hayallerimin gerçek olması.
En korktuğum şey... Tahsilimin yarım kalması, yarım yamalak bir insan olmak.
Vücudum... 90-60-90 Ama kıllı.
Vücudum... Çok sıhhatli ve afiyeti üzerindedir.
Vücudum... ?
Yalnız kalınca... Vallahi hocam naptığımı söylemem.
Hayatın en kötü tarafı... her şeyin gerçek olduğudur.
Hayatın en kötü tarafı... bütün kapıların yüzüme kapandığı zaman ve hiç açık kapı bulunmamasıdır.
Bazen babam... Bana kızar, ama ben ona hiç kızmam. Kızarsam dövebilir... Belli olmaz.
Bazen babam... beni okşar, yani döver.
En büyük sevincim... Arkadaşlarımın bana baba demesi, en büyük üzüntüm, bazı arkadaşlarımın bana iskele babası demesi.
Kurtulmak istediğim şey... Yok ama... Babaannemin çenesi.
Başkalarına göre ben... çok allahlık bir yaramaz parçasıyım. Olsun yinede...
Yaşamak istediğiniz yer... Fare olmayan her yer yaşamaya değer ve güzeldir.
Bazen babam... İyi, bazan da kötü olabilir. Ama yinede o benim babam yinede napabilirim ki?
Bazen babam... kovalar, yakalarsa hırpalar.
Bazen babam... beni çok över, bazanda kovalayıp bir miktar döver. Ama olsun yinede babam babamdır.
Annemi severim ama... onun yani annemin beni sevmesine bağlı.
Annemi severim ama... İki tane var. hangi birini seviyim ki?
Canım sıkılınca... Huysuzluk yaparım, artistlik yaparım.
Annemi severim ama... Terlikle beni kovalamasını sevmem.
Annemi severim ama... Bulaşık yıkattığı zaman asla...
Okulda... yaramazlık yaparım ve çapkınlık tabiki.
Cezalar ve yasalar... ın Allah cezasını versin.
Cezalar ve yasalar... Cezalar iyi bir şey deyil, yasalar sıkıcı ve nefret.
Okuldaki noksanlıklar... Okulun hepsi noksan, öğrenci ve öğretmenlerimizde noksan. Okulun hepsi Allaha emanet.
Okuldaki noksanlıklar... doğru düzgün birşey yokki.
Okuldaki noksanlıklar... Sınıf duvarlarının çatlakları, malzemeden çalmışlar. Tuvaletlerin hali, ayrıca okul memlekete cevap vermiyor. Dahada varda boşver.
Ben... Allahlık bir yaramaz parçasıyım.
Elimden gelse... dünyayı elimin içinde tutmam.
Elimden gelse... her şeyi elimin tersiyle iterdim.
Elimden gelse... Okul müdürünü... yok ben bir şey yapamamki malesef.
Sınıfta... Kalacam galiba.
Sinirlerim... Babamınki yanında hiç kalır.
Sinirlerim... hep tepemin üstünde durur hiç ordan gitmezler.
Büyükler... Bir fener gibidirler, hep bize yol gösterirler, ışık tutarlar, sıcaklık verirler, harçlık verirler.
Büyükler... küçükleri küçük sanıp küçümsüyor, oysa öyle mi?..
Annemi severim ama... Annem—Dır Dır—başımın etini yiyip bitiriyor.
Annemi severim ama... yine de severim.
Annemi severim ama... Kızmasa...
Annemi severim ama... hayır hiç bile.
Büyükler... her zaman küçük çocukları küçük görürler.
Büyükler... kendini fazla büyük görüyor.
Beceremediğim şey... hepsini beceriyorum.
Beceremediğim şey... El işidir -solağımda-
Hayatım... Henüz asfaltlanmamış bir yol gibi engebeli ve toz buhran içinde devam edip gidip duruyor.
Hayatım... hep yerinde sayıyor.
Öğretmenler... El feneri gibi etrafını aydınlatıyor pili bitince şıp diye söner.
Öğretmenler... çok iyidir, ama dövmeseler.
Öğretmenler... Bazan oh bazan öf.
Yaramazlık yaptığım zaman... Acayip dayak yiyorum, her tarafım başka başka morarıyor.
Yaramazlık yaptığım zaman... Keyfime diyecek yok sonu dayak olmasa.
Bir türlü unutamadığım... üç yaşında balkondan düşüşümdür.
Kendini özgür hissediyor musun?.. Bu o anki şartların genel durumunun özel şartlarının o anki dururmuna bağlı.
Çevreyle ilişkilerin... fazla iyi deyil, bazan apartmanı ben süpüryorum.
Kendini özgür hissediyor musun?.. hisetsem nolacakki kendimi özgür hissetmeme babam izin vermezki...
Kendini özgür hissediyor musun?.. yeteri kadar değilse bile yinede evet... belki olabilir, galiba özgürüm, sınırsızca olmasa da yani...
Kendini hayata hazır hissediyor musun?.. Hissetmiyorum, ben daha ufağım. Hayata yeterince hazırlanmadım.
Sorunların için çabalıyor musun?.. Eh. Evet çabalıyorum, yapamıyorum, bütün gücüm bile yetmiyor.
Sorunların için çabalıyor musun?.. Tabiki çabalıyorum, asla oluruna bırakmam bolca çabalıyorum.
Çevreyle ilişkilerin nasıl?.. çok iyidir. Çevremiz temiz ve sağlıklı olursa bizde daha mutlu oluruz. Onun için çevremizle içli dışlı olmalıyız. şahsen ben böyleyim.
Ankette olmayıp söylemek, eklemek istediğiniz birşey var mı?.. Var tabiki... Mutluluk barış ve sağlık hep bizden yana olsun. Bir kuş gibi uçup gitmesinler. En önemlisi sevgi... Nasıl bir balık sudan çıkınca yaşayamazsa insanlarda sevgisiz yaşayamazlar, gerekirse yaşamamalıdırlar.

:::::::::::::::::
Sonsöz
Yazılı sorularına verilen yanıtlardan oluşan bu ilginç kitabı okuyunca birkez daha hayıflandım. Hayıflandım çünkü birkez daha büyüklerin biraz da küçümseyerek çocuk adını verdikleri insanların bakış açısıyla yeniden bu dünyayı, bilgilerini, kurallarını, insan ilişkilerini görmek isterdim...
Çünkü büyükler çocukluktan uzaklaştıkça güvenceli ve risksiz bir hayat yaşamak için boğucu bir mantığın içine giriyor. Girince de ironi ve alay duygusunu yitiriyorlar. Ama çocuklar bu mantığı reddediyorlar. İşte Lise 1’den Sevda, Terliksi hayvan ne demektir? sorusuna hiççekinmeden ve gayet ciddi; terlik giymeden dolaşıp duran değişik türdeki hayvandır, diyor. Buradaki çocuksu bakış açısı bize şunu öğretiyor. Çocuklar herşeyi biliyor, öyle ki bilmezlikten gelerek bunu bize mizahi yani oyunbozucu anlamda kanıtlıyorlar.
Örnek mi? İlkokul 5’ten Haydar, Peygamberimize Kitap nasıl inmiş sorusuna; Peygamberimizin babası Abdullatip kitapçıdan almış. Peygambere vermiştir, diye yanıt veriyor.
Büyükler kurallar ve bilgiler icat ederler ve bunların çok önemli olduğuna hemen kendilerini inandırırlar. Oysa bu kuralların ve bilgilerin çok önemli olduğu çocuklara pek de anlamlı gelmez. Onlar bu çoğu kez önyargılarla çerçevesi sınırlanmış kuralları ve bilgileri önce hayal dünyalarının ve o müthiş sezgilerinin süzgecinden geçirip öyle değerlendirirler. Size sorarım mübarek geceler hangileridir? Yoo öyle değil işte. İlkokul 5’ten Serpil, Kına Gecesi, Gerdek Gecesi ve Dolunay Gecesi diye üçe ayırıyor ve böylelikle büyüklerin bilgi ve mantık formunu alt üst ediyor... Bu kitabı okuyunca çocukluğuma birkez daha dönmeyi çok istediğimi anladım. Büyüklerin hayalden yoksun mantığıyla, ironi ve alaydan uzak hayatlarıyla alay etmeyi, kuralları ters yüz edip, yasaklara nanik yapmayı çok özlemişim...
Bu kitabın hazırlanmasında emeği geçen herkese, içimizdeki o hala direnen çocukluğumuz adına minnet duymamız gerekiyor...

Cezmi Ersöz
Not: Alıntıdır www.gelenkutum.org

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Altın Kural !

Hazirane 5, 2008

"Basit olmak" daha doğrusu "büyük fikri" basit fikir olarak algılamak gerek. Ancak burada ki basit kelimesini sıradan, ucuz olarak algılamamak gerek Geçtiğimiz yıl "The Big İdea" konferansında konuşan M.A.R.K.A Başkanı Hulisi Derici diyor ki: "bir konuda uzman olmak, ortada olan şeylere itibar etmemek anlamına geliyor. Bir konuda uzman oldukça karmaşayı seversiniz, karmaşaya açık olursunuz hatta. Basitleştiremezssiniz, oysa bakir bir beyinle bakabilmek gerekiyor. Beyninizde ki bütün bilgileri boşaltın, çünkü o bildikleriniz yeni bir şeyi görmenize engel olur. Bir konuda ne kadar çok bilgi sahibiyseniz, o kadar karmaşık olursunuz ve hatta karar vermekte zorluk çekip yeni bilgiler elde etmek istersiniz. Bilgi sizin yerinize karar vermez, bilgi geçmişi analiz eder. Geleceğe bir şey söylemez, geleceği tasarlamak zorundasınız, geleceğe ait bir fikriniz olmalı. O nedenle beyni boşaltmanız gerekiyor ve her baktığınız şeyin arkasında başka bir şey aramanız" (Salesmax Aralık 2007)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

PKK’lı teröristlere yönelik operasyonlar sürerken kendilerine ‘Ayyıldız Tim’ adı veren Türk hackerlar sanal alemde PKK yanlısı 500′den fazla internet sitesini çökertti.

PKK’lı teröristlere yönelik operasyonlar sürerken kendilerine ‘Ayyıldız Tim’ adı veren Türk hackerlar sanal alemde PKK yanlısı 500′den fazla internet sitesini çökertti.

Kendilerine ‘Ayyıldız Tim’ adını veren Türk Hacker’ler, PKK propagandası yapan ve örgütün açıklama ve haberlerini yayımlayan sitelerin sistemlerini çökertti. Bloke edilen sitelerin giriş sayfalarına Türk Bayrağı ve şehit mezarların fotoğrafları ile ‘Ne unuturuz, ne de unuttururuz’ bildirileri konuldu. Ayrıca, “Bu site, bölücü terör örgütü propagandası yaptığından, bölücü içeriği ve destekçisi olduğundan dolayı yayını durdurulmuştur” yazısı konuldu. Türk hackerlerin bugüne kadar 500′ü aşkın PKK yanlısı siteyi ele geçirerek susturduğu ve 100 bin dolardan fazla da zarar verdiği belirtildi.

Son günlerde Türk hackerlerin çeşitli adlar altında bir araya gelerek sanal internet savaşına katıldığı dikkat çekti. Hackerler, birçok ülkede çökerttikleri PKK yanlısı internet sitelerinin girişine Türk bayrağı ve Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni koyarak kendilerine ait işaretler de bırakıyor.

Alıntıdır

Kaynak: hurriyet.com.tr

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Minik Marvels

Mayıs 21, 2008

Marvel Comics yayınlarını yakından takip ediyorsanız mektup sayfalarında yayınlanan Mini Marvels striplerine mutlaka denk gelmişsinizdir. Chris Giarrusso tarafından çizilen Mini Marvels serisinde bildiğimiz Marvel Comics karakterleri küçük çocuklar olarak çizilmekte ve oldukça espirili bir dilde anlatılmaktadır. Seri o kadar büyük bir popülarite yakalamıştır ki Chris Giarrusso kendine ait 3 ayrı Mini Marvels kitabı da yayınlamıştır. Aynı zamanda çizerin chrisgcomics isimli kendine ait bir web sitesi de bulunuyor.

Bu sitede mini marvels çizimlerinin yanı sıra kendi çizgi roman karakteri G-Man ve arkadaşlarının maceraları da bulunmakta. Çizer kendini büyük bir Peanuts fanı olarak tanımlamakta ve Charles Shultz’tan esinlendiğini her fırsatta yinelemekte. Site özellikle iyi hazırlanmış flash tabanlı animasyonları ile dikkat çekiyor. İnsan siteyi gezerken yüzüne yayılan büyük bir sırıtışa engel olamıyor ve bu adama hayran olmadan edemiyor. özellikle de benim gibi Marvel Comics hayranıysanız Wolverine, Spider-man, Hulk ve daha bir çoğunu mini marvels olarak görmek için tıklayın.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu